Bir şarkı bir anı, CHP’de MKYK danışmanı olarak çalıştığım yıllardan kalan bir hatırlama

Bu yazıyı paylaşabilirsiniz

1976 sonbaharı. Bülent Ecevit, Rahşan Ecevit’in teyzesinin oğlu (ki öteki teyzesinin oğulları da Öymen’lerdi) Bilsay Kuruç’u 1976 CHP programının yazılması ve kazanılacağı sanılan ilk seçimden sonra kurulacağı umulan hükumet programının hazırlanması işinin başına getirmişti. Cambridge’deki doktora tezi araştıdmam devam ederken, 1969’da SBF’de “uluslararası iktisat iktisadi gelişe” kürsüsünen sınavını kazanarak asistan olarak çalışmaya başladım. Kendimi Marksist kabul ettiğim bir dönemimdi. Siyasal’daki kıdemli asistan “abi”lerimiz Bilsay ve Korkut’tu. Bilsey Brezhnev revizyonist buluyor ve Mao’nun devrimciliğini övüyordu. Bilsay’ın CHP’de kritik bir göreve getirilmesinde Bilsay’ın fikri ikizi ve en yakın arkadaşı olan Korkut Boratav ön plana çıkmadı. Bilsay’la arka planda kalarak çalıştı. Bir çok başka TİP’li tipsiz Marksistle birlikte. Çalışmalar Ecevit’in kirasını partinin ödediği Göreme Sokaktaki özel ofisinde yürütülüyordu. Daha önce birkaç vesile ile anlattığım gibi Turan Güneş, Besim Üstünel partinin farklı bir kanala sürüklenmekte olduğunu görüyor ama hem Marksizm konusundaki bilgisizliklerinden hem de taktik nedenlerle bu sürece açıktan karşı çıkmıyorlardı. Doktora öğrencim Işın Çelebi ve Nilüfer Arıak Bülent ve Rahşan Ecevit’in özel yardımcısıydılar. Partiden maaş alıyorlar Ecevitlere evlerinde, ofislerinde sekreterlik, getir götür yardımı veriyorlardı. Onların önerisiyle Turan Hoca benim MKYK nezdinde yazılı bir davetle danışman olarak görevlendirilmemi sağladı. Ben Cambridge’e gittiğim yıl, Mehmet Selik ve Korkut Boratav bilgi görgü arttırmak faslından Cambridge’e gelmişlerdi. Ben 1964 yazında başlayan ve birkaç yıl beni ateşten bir gömlek içinde yaşatan anksiyete nevrozu ile boğuşurken Cambridge İktisat Bölümünün son sınıf derslerini alıyor, sınavlarına giriyordum. Sadece General Practitioner’ımdan yardım alabiliyordum. Valium ‘diazem) gibi modern ilaçlar henüz piyasada yoktu. Mehmet Selik ve Korkut benimle ilgilenmek, bana yardımcı olmak şöyle dursun, o tarihte kendimi hala CHP’li olarak algıladığım için beni ciddiye almamışlar, ilişki kurmamışlardı. Gündüz Ökçün’ün, Bilsay’ın kışkırtmasıyla, Yahya’nın akli dengesi bozuktur, Cambridge’de iken hastahaneye yatırılmıştır yalanını Turan Bey Yahya deli ise ben de deliyim diyerek engellemişti. Bu yalanın kaynağı Korkut Boratav’dır. Uzatmayayım. Şarkıya geleyim. 1976 Programı kabul edildi. Kızılcahamam’daki otelde hafta sonu çalışmaları ile parti teşkilatına anlatıldı. İlk toplantı il Başkanları ile yapılmıştı. Ben yemeklerde arka planda çalınır diye yanımda kasetler getirmiştim. Birinde Müzeyyen Senar’ın söylediği şarkılar vardı. Akşam yemeğinde Bülent Beyin tam karşısında oturuyordum. Gündüz (sonsuzluğa uçtu çoktan) Ecevit’in yanında oturuyordu. Kasette sıra “hastayım yalnızım” şarkısına geldiğinde Gündüz, herkesin duyacağı bir sesle nereden buldun bu depresif şarkıyı diyerek bana çıkıştı. Garsona söyledi. Kaset durduruldu. Sonra yanlış hatırlamıyorsam, kendisi Tut-i i mucize guyem’i söylemeğe başladı. Sohbet içinde konu erimiş yemeğe devam etmiştik.

Sabahtan beri evde yatıyorum. Duygusal olarak asla yalnız değilim. Başta kızım, oğlum ve beş torunum, birçok akrabam, eski öğrencim, Facebook arkadaşım olmak üzere çok sevenim var. Hem de çok. Ama gel gör ki fiilen yalnızım. Dün kendime nefis bir tarhana çorbası yaptım. tarhanayı Bozburun’da artık arkadaşımız olmuş pazarcıların birinden almıştı Aysun. Bugün de çok basit bir yemek yaptım. Dün yeşil mercimeği suya koymuştu. Bu akşam, az suda bir çorba kaşığı tereyağı ve tuz ekleyip sin sin kaynattım. Evde soğan sarmısak olsa daha güzel yapardım. Ama alışverişe çıkamadım. Yarın Bilhan Karakullukçu (Günhan’ın Londra’da okumakta olan oğlu) gelecek ve alış veriş yapacak yakındaki Carfoursa’dan. İşte bugün hep aklımdaydı bu şarkı. Sonra anısıyla bilikte sizinle paylaşayım dedim.

Hastayım yalnızım seni yanımda
Sanıp da bahtiyâr ölmek isterim
Mahmûr-ı hülyâyım câm-ı lebinden
Kanıp da bahtiyâr ölmek isterim

Bir olmaz hevesin düştüm peşine
Vuruldum hüsnünün şen güneşine
Güzel gözlerinin aşk ateşinden
Yanıp da bahtiyâr ölmek isterim

Talîin kahrı var her hevesimde
Boğulmuş figânlar titrer sesimde
O güzel ismini son nefesimde
Anıp da bahtiyâr ölmek isterim

Beste: Lemî Atlı
Güfte: Rızâ Tevfik Bölükbaşı
Makam: Hicaz
Usûl: Semâî

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

shares